Bakan Dönmez: "Uç Ürün Üretmek Şartıyla Maden Sahalarımızı İhaleye Çıkarıyoruz.”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Bakanlığın 2019 yılı bütçesine ilişkin TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, makamında uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit düşen Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi'ye Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diledi.

Konuşmasında milli enerji ve maden politikasını üç temel ayak üzerine yerleştirdiklerini ve bunların arz güvenliği, yerlileştirme ve öngörülebilir piyasalar olduğunu belirten Dönmez, "Arz güvenliği konusunda her grupta, 'ülkenin arz güvenliği önemlidir. Kimseyi karanlıkta, soğukta bırakamayız' mantığı var ama çözüm önerileri ve yaklaşımlar arasında bir farklılık söz konusudur. Yerlileştirme konusunda da büyük oranda bir ortak fikir geliştiğini söyleyebilirim. Yerli kaynakların, özellikle yenilenebilir kaynakların sonuna kadar kullanılması konusunda bir fikir birliği var." diye konuştu.
Bazı siyasi partilerin nükleer enerjiye öteden beri olan mesafesini bugün Genel Kurul'da bir kez daha müşahede ettiklerini belirten Dönmez, nükleer teknolojinin, dünyada da başladığından bugüne tartışıldığını söyledi.
Nükleer enerjinin, özellikle sıfır emisyon üretmesi açısından bakıldığında temiz teknolojiler arasında sayıldığını vurgulayan Dönmez, nükleer teknolojiye sadece enerji olarak bakmanın doğru olmadığını, tıptan tarıma kadar birçok alanda istifade edildiğini kaydetti.
Bir diğer önemli konunun da öngörülebilir piyasalar olduğunu dile getiren Dönmez, özellikle son 16 yıla bakıldığında enerji sektöründe bir başarı hikayesi yazılmışsa burada özel teşebbüsün son derece önemli katkısı olduğunu belirtti. Dönmez, "Sadece elektrik sektörünün 100 milyar dolarlık yatırımı söz konusu. Burada gerçekleştirilen yatırımın büyük bir kısmı özel sektör eliyle yapıldı. Bu kamu ve özel sektörün birlikte başarı hikayesi." dedi.
Dönmez, 2017 başından bu yılın ekim ayına kadar 13 bin megavatlık elektrik santrallerinin devreye alındığını ve bunun tarihi rekor olduğunu anlatarak, şöyle konuştu:
"Birçok Avrupa ülkesinin mevcut kurulu gücünden daha fazla kurulu gücü inşa ettik. Bunların 8 bin megavatı da güneş ve rüzgar olmak üzere yenilenebilir kaynaklardan oluşmaktadır. Attığımız bu adımlarla elektrik üretimimizde yerlilik oranını yüzde 50'lere çıkartmış durumdayız. Yaptığımız planlamalar doğrultusunda inşallah bu yerli kaynaklardan elektrik üretim miktarımızı yüzde 60'ların üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. An itibarıyla kurulu gücümüz itibarıyla baktığımızda elektrik kurulu gücünde yerli ve yenilebilir kaynakların oranı yüzde 65."

"6 milyar metreküp gaz akışı sağlanacak"

En önemli konularından birisinin de ithalat bağımlılığını azaltmak olduğunu dile getiren Dönmez, Türkiye'nin petrol ve doğal gaz kaynakları açısından yeterli olmadığını, bu noktada aramaları artırdıklarını söyledi. Dönmez, yerli kömürü, ithal ürünlerin ikamesi anlamında alternatif olarak gördüklerini ve bu konudaki yatırımları süratle artırdıklarını ifade etti.
Doğal gaz konusunda talebin sorunsuz karşılanabilmesi için uluslararası birçok projeyi başlattıklarına işaret eden Dönmez, "Haziran ayında TANAP Projesi'ni işletmeye aldık. Oradan yaklaşık 6 milyar metreküplük bir gaz akışı ülkemize sağlanacak. 10 milyar metreküp ülkemizi katederek, Yunanistan üzerinden Avrupa pazarlarına gidecek bir projeyi hayata geçirmiş olduk." diye konuştu.
Dönmez, Türk Akımı'nın uluslararası ölçekte geçerli olan en büyük projelerden biri olduğuna dikkati çekerek, "Geçtiğimiz ay bunun deniz kısmındaki işlerin bitim törenini yapmış olduk. İnşallah 2019 yılı sonunda da Türk Akımı'nı işletmeye açmış olacağız." dedi.
Depolama konusunun son derece önemli olduğunu, doğal gaza kışın talebin yüksek olduğunu ve onun için depolara ihtiyaç olduğunu vurgulayan Dönmez, "Depolara yapmış olduğumuz yatırımla hem yüzer LNG depolarıyla hem de yer altı depolarıyla kapasiteyi 2-3 misli artırdık ve bugün itibarıyla sisteme 303 milyon metreküp doğal gaz verebilir hale getirdik. Hedefimiz toplam doğal gaz talebinin yüzde 20'si oranında bir depolama kapasitesini ülkeye kazandırmak." ifadelerini kullandı.

"Yıl sonunda Hakkari'ye doğal gazı getireceğiz"

Bakan Dönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İnşallah yıl sonunda Hakkari'ye de doğal gazı getireceğiz. Bununla birlikte 81 ilde doğal gaza kavuşmuş olacağız. An itibarıyla ülke nüfusunun yüzde 70'i doğal gaza erişebilir durumda, yüzde 62 de fiilen doğal gaz kullanıyor. Bu sayıyı artırıyoruz. Geçtiğimiz yıl 100 yeni ilçeye doğal gaz götürdük. Bu sene ilk 100 günlük plan kapsamında 42 ilçeye götürdük. Yıl sonuna kadar inşallah 70'in üzerine çıkacağız ve böylece Türkiye'deki toplam ilçe sayısının yarısından fazlasına doğal gazı götürmüş olacağız.
Türkiye'nin enerjide bağımsızlığa ulaşabilmesi için denizde ve karada doğal gaz ve petrol aramalarını artırması gerekiyor. Bu kapsamda Barbaros Hayrettin Paşa'yla yaptığımız sismik çalışmaları kesintisiz devam ettiriyoruz. Özellikle şu anda Akdeniz'de, Kıbrıs açıklarında bu aramalarına devam ediyor ama arama yetmiyor, bunu çıkartmak lazım, dolayısıyla sondaj yapmak gerekiyor ve sondaj gemimiz Fatih'i de aldık. Yaklaşık bir buçuk ay önce de ilk sondajı Antalya açıklarında başlattık. İnşallah orada üç dört ay içerisinde netice almayı planlıyoruz. Şimdi ikinci bir gemimiz daha geliyor Fatih gemisine, o da yola çıktı. Ocak sonu itibarıyla Akdeniz sularına girmiş olacak. İkinci gemimizin adını ben şimdi açıklamayayım. Fatih ve diğer gemimizde Akdeniz ve Karadeniz'de bu hidrokarbon aramalarına devam edeceğiz. Adeta Akdeniz kazan, biz kepçe arıyoruz karış karış. Dua edin, bulalım."
2000'li yılların başlarında elektrik üretim tesisi kurulu gücünün 30 bin megavattan bugün neredeyse 90 bin megavatlara geldiğini, 3 kat katlamış olduğunu dile getiren Dönmez, "Üretim miktarımız 125 milyar kilovatsaatti, an itibarıyla 300 milyar kilovatsaati aşmış durumdayız; 2,5 katından fazla yükselme var. Artan talebi de karşılamış olduk." dedi.
Önemli alanlardan birisinin de Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanlarıyla (YEKA) ilgili çalışmalar olduğunu belirten Dönmez, "Burada da ilk ihaleleri geçtiğimiz yıl hem rüzgarda hem güneş santralinde yapmıştık. Önümüzdeki yıl bunu hem rüzgarda hem güneşte 1000 megavat artırıyoruz. Bildiğiniz gibi, burada aynı zamanda yerli teknoloji kullanma ve üretim şartı da getirmiş olduk. O da ülkede bir teknoloji transferi ve istihdam artışı açısından da önemli bir konu olarak gündemimizde yer almaktadır." diye konuştu.
Kaliteli elektrik için sadece enerji üretim santrallerini artırmanın gerekmediğini, üretilen elektriğin Türkiye'nin dört bir tarafına ulaştırma için ciddi bir şebeke yatırım yapılması gerektiğini anlatan Dönmez, "Bu kapsamda 2016-2020 yılları arasında bunun 30 milyar liralık bir yatırım harcaması yapıldı, yapılacak. Bunun 12 milyar lirası iletim hatlarına, 18 milyar lirası elektrik dağıtım hatlarına." ifadesini kullandı.

Yerli kömür

Yerli kömürde şimdiye kadar yaptıkları keşiflerle 17,5 milyar tonun üzerinde bir keşif yakaladıklarını, bunun ekonomiye kazandırılması gerektiğini dile getiren Dönmez, "Hem ısınma amaçlı hem de elektrik üretimi amaçlı bu yerli kaynağımızı sonuna kadar kullanmak durumundayız. Burada yaptığımız çalışmalarda önümüzdeki inşallah 5-6 yıl içerisinde 5000 megavat yerli kömüre dayalı termik santral kurduğumuzda önemli bir ithal açığının ithal ikamesini de sağlamış olacağız." dedi.
Dönmez, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın söz verdiği doğrultuda Türkiye Taşkömürü Kurumuna bin 500 işçi alacaklarını da belirtti.

Madencilikte uç ürün dönemi

Yüksek nitelikli, katma değerli ürünlerin madencilik alanında hayata geçirilmesi için önemli bir çalışma daha başlattıklarını dile getiren Dönmez, "Uç ürün üretmek şartıyla maden sahalarımızı ihaleye çıkarıyoruz. Bunlardan 3 tanesinde ilana çıktık. Ocak ayı itibarıyla inşallah onları da yapmış olacağız. Katma değeri yüksek ürünleri üretmek gibi bir hedefimiz var. Ham madde olarak sattığınız bir ürün için 1 lira kazanıyorsanız bunu yarı mamul haline getirdiğinizde 7-8 kat, uç ürünü haline getirdiğinizde 25-30 kat daha fazla katma değer üretme imkanınız var." dedi.
Milletvekillerinin konuşmalarında sık sık bor konusuna değindiğini hatırlatan Dönmez, Türkiye'nin dünyadaki bilinen bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 66'sına sahip olduğunu, pazar payının yüzde 57 olduğunu ve rezerv kadar pazar hedefiyle hareket ettiklerini söyledi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, "Geçtiğimiz yıl Eti Maden rekor kırmıştı, üretim ve satış rekoru. Bu rekoru bu sene egale ediyoruz, 2 milyon 350 bin tona çıkartacağız. Yaklaşık 1 milyar dolarlık bir satış hedefi var. Neredeyse ürettiğimizin yüzde 95'i civarında da bir ihracat kapasitesi yakalamış durumdayız. Dünyanın 1 numaralı bor üreticisi durumundayız. Boru rafine üretiyoruz. Fakat bordan başka ürünler yapma imkanı da var. Bunlarla ilgili çalışmalarımız da devam ediyor." diye konuştu.
"Bir Enerji Bir Nefes" diyerek ağaç kampanyası başlattıklarını anımsatan Dönmez, bu sene yeni alınan her elektrik ve doğal gaz abonesi için bir ağaç dikeceklerini kaydetti. Dönmez, "Yetmez, bu sene trafiğe çıkan her lastikli araç adına bir ağaç diktireceğiz sektöre. Yetmez, her üretilen 100 ton kömür için de bir ağaç dikeceğiz. Yaklaşık 5 milyon ağacımız olacak. Böylece hem enerji alanında hem de tabii kaynaklar alanında çevreye gösterdiğimiz değeri bir kez daha göstermiş olacağız." dedi.
Verimlilikle ilgili geçen yıl sonunda Ulusal Eylem Planı'nı hazırladıklarını ve 55 eylem planı çıkarttıklarını dile getiren Dönmez, "Bunları uygulamaya başlıyoruz. İnşallah 2023 yılına kadar 23,9 milyon TEP enerjitasarrufu, ton eşdeğer petrol sağlayacağız. Bunun yaklaşık değeri 8,5 milyar dolar civarındadır. Bu da enerji tüketiminin bazı senaryoya göre yüzde 14 daha az tüketilmesi anlamına geliyor. Burada 81 milyon vatandaşımızın yapması gereken hususlar var; sadece kamunun veya özel sektörün yapacağı şeyler değil. O açıdan burada toplumu bilinçlendirmenin son derece önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. Konutlarımızda hala ısı yalıtımı sorunu yaşıyoruz. O açıdan bu konu üzerinde ağırlıklı durmamız gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) sondajlarıyla ilgili bilgi veren Dönmez, şunları kaydetti:
"2000'li yılların başında yılda sadece 30 bin metre sondaj yapabilen MTA, bugün itibarıyla 1,5 milyon metreyi aştı, tarihi bir rekordur, geçtiğimiz yıl 1 milyondu. Denizde nereyi arıyorsak karada da arayacağız, havadan da aramalarımızı başlattık. İki tane uçağımız, şu anda Türkiye'de aşağı yukarı yüzde 80 uçuşunu yaptı. Havadan jeofizik görüntüleme yapıyoruz yerin altındaki varlıkların keşfi açısından. Burada da yaptığımız değerlendirmeler var. Bunu ben daha sonra paylaşacağım. Bulduğumuz önemli keşifler var. Bulduğumuz keşiflerin yaklaşık toplam tutarı 100 milyar dolar sırf son iki yılda bu arama çalışmalarından elde ettiğimiz keşifler sonrası."

Soma'daki maden kazası

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Manisa'nın Soma ilçesindeki bir kömür madeninde meydana gelen göçüğe ilişkin son bilgileri verdi.
Dönmez, "Kazayla ilgili 3 işçimizi de kurtardık hamdolsun. Ufak tefek yaralanmalar var. Sağ salim kurtarılmış oldular." dedi.
Yenilenebilir kaynakların enerji kurulu gücü içerisindeki payı ve üretimiyle ilgili bir soru üzerine Dönmez, toplam kurulu gücün 2018 itibarıyla 88 bin 177 megavat olduğunu ifade etti.
Hidroelektrik kaynaklar, rüzgar, jeotermal, güneş biyokütlenin kurulu gücü hakkında bilgi aktaran Dönmez, toplam yenilenebilir kaynakların kurulu gücünün 42 bin 241 megavat olduğunu kaydetti.

Yaz saati uygulaması

Yaz saati uygulamasında ne kadar doğru yaptıklarını şimdi daha iyi anladıklarını vurgulayan Dönmez, şunları ifade etti:
"Avrupa Birliği de bunu tartışmaya başladı. Şimdi onlar da tek saat uygulamasına geçmek üzere harekete geçti. Sürekli yaz saati uygulamasına geçince tek zamanlı tarifeler için yaklaşık 540 milyon liralık, 3 zamanlı tarifeler için de 800 milyon liralık bir tasarruf söz konusu. Hesap yanlışlığı şuradan kaynaklanıyor; gün içerisindeki toplam talep artışı sanki saat farkından kaynaklanıyormuş gibi algılanıyor. Burada kıyaslanması gereken saatler, gün doğumu ve gün batımındaki saatler olması lazım. Diğerlerini mevsimsellikten arındırdığınızda aslında bu hesabın doğruluğunu siz de görmüş olacaksınız."
Elektrik, doğal gaz maliyetleriyle alakalı sorular üzerine Dönmez, enerjimaliyetlerinin aslında nihai tarifeleri belirlediğini dile getirdi.
Enerji maliyetlerindeki değişimler azalma yönünde olursa fiyatların düştüğünü, artış yönünde olursa da fiyatların arttığını anlatan Dönmez, "Sadece döviz veya enflasyon etkilemiyor, etkileyen başka unsurlar da var. Maliyetlerin içerisinde yatırım maliyetleri, işçilik giderleri, uluslararası petrol ve doğal gaz fiyatları, emtia fiyatları, bunlar gibi unsurlar bir araya geliyor. Hakikaten çok kompleks, sofistike bir hesabı var. EPDK bu hesapları yapıyor ve sonunda bir tarife çıkıyor. Bu tarife de ulusal tarife olarak tüm ülkede uygulanıyor. Maliyetler düşerse indirim olması gayet normal. Biz de zaten bunun için çalışıyoruz. Şu anda yıl başına daha var. Ekipler maliyetleri tekrar çalışıyorlar ve gözden geçiriyorlar." açıklamasında bulundu.

- "Hiçbir işçimiz endişe etmesin"

Afşin A Santrali'nin 2000 yılından önce yapılan işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında yeni sahibine devredildiğini, Danıştay onayından da geçtiğini belirten Dönmez, "Ama orada hiçbir işçimiz endişe etmesin, gerek bizde gerekse taşeronda çalışsa da yine orada yeni işveren, iş vermeye devam edecek. Benim de kulağıma birtakım dedikodular geldi. İşçilerin böyle bir endişeye kapılmasına gerek yok." değerlendirmesini yaptı.
Türkiye'nin petrol üretiminin günlük yaklaşık 60 bin varil civarında olduğunu söyleyen Dönmez, "Bu bizim toplam tüketimimizin yüzde 8'ine tekabül ediyor. Bunu artırmak için biz de çalışıyoruz." dedi.
"Termik santraller niçin tarım arazilerinde tercih ediliyor?" sorusuna cevap verirken de Dönmez, şunları kaydetti:
"Termik santraller kaynağa bağımlı santraller. Kömürü nerede bulursanız ona yakın yerde termik santrali kurmak zorundasın. Bu kömür bazen ovada, bazen de dağın altında denk geliyor. Ama şundan endişe etmeyin; bu yeni nesil termik santraller baca gazı açısından, emisyonlar açısından Avrupa Birliği standartlarını yakalamış durumda. Burada herhangi bir çevresel risk söz konusu değil."

"Kaçak maden ocaklarıyla etkin mücadele"

Kaçak maden ocaklarıyla etkin mücadele yapmaya çalıştıklarını ifade eden Dönmez, geçen yıl bu konuda ceza şartı ve hapis cezası şartının da getirildiğini anımsattı. Dönmez, "Eskiden sadece idari para cezaları söz konusuyken şimdi hapis cezası da getirildi. Bu denetimleri yerinde valilikler, kolluk güçleri yapıyor. Bize ihbar gelirse, bizim denetimlerimiz esnasında yakalarsak da kimsenin gözünün yaşına bakmıyoruz." diye konuştu.
Dönmez, geçen hafta bir kaçak madende 3 işçinin hayatını kaybettiğini anımsatarak, "Bu tip hadiselerle de karşılaşıyoruz. Taviz vermemiz söz konusu değil, denetimleri de artırdık, artırmaya devam edeceğiz." dedi.
Enerji tüketim maliyetlerinin dar gelirli vatandaşlara etkisine ilişkin de Dönmez, şu değerlendirmeyi yaptı:
"2002 yılında asgari ücrette 150 kilovat/saatlik bir elektrik tüketen hanenin, asgari ücrete oranı, aylık asgari ücret içindeki payı yüzde 15,1 iken bugün itibarıyla asgari ücret 1603 lira, yine 150 kilovat/saatlik elektrik tüketimini baz aldığımızda asgari ücretteki elektrik faturasının payı yüzde 5,6; 3'te 1'i oranında aslında azalma söz konusu. Doğal gazda 1 Ocak 2002'de net asgari ücret üzerinden, 100 metreküplük ortalama bir aylık tüketimin asgari ücret içindeki payı yüzde 25. Bugün itibarıyla yine aynı miktardaki doğal gazın asgari ücret içerisindeki payı yüzde 9,2'dir. Yüzde 25'ten yüzde 9,2'ye düşmüş durumda. Arzu ederiz ki yüzde 5 olsun. Biz de onun için gayret ediyoruz."